<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seyeho</title>
	<atom:link href="http://www.seyeho.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seyeho.com</link>
	<description>Online ansiklopedik bilgi erişimi...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 11:17:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Sözlükler İndex</title>
		<link>http://www.seyeho.com/sozlukler/sozlukler-index.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/sozlukler/sozlukler-index.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 17:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sözlükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=20108</guid>
		<description><![CDATA[Bir çok konu hakkında hakkında terimlerin yer aldığı sözüklere buradan ulaşabilirsiniz.

Bankacılık Terimleri
Astronomi Sözlüğü
Biyoloji sözlüğü
Coğrafya Sözlüğü
Denetim Terimleri Sözlüğü
Deprem Terimleri Sözlüğü
Deyimler sözlüğü
Dini Terimler Sözlüğü
İnnovasyon Sözlüğü
İnternet Sözlüğü
İsimler  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çok konu hakkında hakkında terimlerin yer aldığı sözüklere buradan ulaşabilirsiniz.</p>
<ul>
<li id="menu-item-19188" class="menu-bankaclkterimleri"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/bankacilik-terimleri-sozlugu">Bankacılık Terimleri</a></li>
<li id="menu-item-19187" class="menu-astronomiszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/astronomi-sozlugu">Astronomi Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19191" class="menu-biyolojiszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/biyoloji-sozlugu">Biyoloji sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19192" class="menu-corafyaszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/cografya-sozlugu">Coğrafya Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19193" class="menu-denetimterimleriszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/denetim-terimleri-sozlugu">Denetim Terimleri Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19194" class="menu-depremterimleriszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/deprem-terimleri-sozlugu">Deprem Terimleri Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19195" class="menu-deyimlerszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/deyimler-sozlugu">Deyimler sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19197" class="menu-diniterimlerszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/dini-terimler-sozlugu">Dini Terimler Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19200" class="menu-nnovasyonszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/innovasyon-sozlugu">İnnovasyon Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19201" class="menu-nternetszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/internet-sozlugu">İnternet Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19202" class="menu-simlerszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/isimler-sozlugu">İsimler Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19203" class="menu-kahvefalszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/kahve-fali-sozlugu">Kahve Falı Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19205" class="menu-madenterimleriszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/maden-terimleri-sozlugu">Maden terimleri sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19206" class="menu-matematikszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/matematik-sozlugu">Matematik Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19207" class="menu-meslekszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/meslek-sozlugu">Meslek Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19208" class="menu-meteorolojiszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/meteoroloji-sozlugu">Meteoroloji Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19209" class="menu-mutfakterimleriszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/mutfak-terimleri-sozlugu">Mutfak Terimleri Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19210" class="menu-sanatszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/sanat-sozlugu">Sanat Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19215" class="menu-uluslararaslikilerszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/uluslararasi-iliskiler-sozlugu">Uluslararası İlişkiler Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19211" class="menu-satranszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/satranc-sozlugu">Satranç Sözlüğü</a></li>
<li id="menu-item-19214" class="menu-tpszl"><a href="http://www.seyeho.com/kategori/tip-sozlugu">Tıp Sözlüğü</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/sozlukler/sozlukler-index.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dizin Kartı</title>
		<link>http://www.seyeho.com/genel/dizin-karti.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/genel/dizin-karti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 17:38:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=20105</guid>
		<description><![CDATA[Dizin kartı, bir kitaplık ya da kütüphanede yer alan kitap, cd, süreli yayınlar vb. lerin tasnif edilmelerine ve kolay bulunabilmelerine yarayan, sınıflandırma kriterlerine ilişkin bilgilerin yer aldığı eşit boyutlardaki sert kâğıt ya da kartondan mamul kartlara verilen isimdir. Carl Linnaeus  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-20106" title="Dizin Kartı" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/05/İçerik.jpg" alt="" width="160" height="135" />Dizin kartı, bir kitaplık ya da kütüphanede yer alan kitap, cd, süreli yayınlar vb. lerin tasnif edilmelerine ve kolay bulunabilmelerine yarayan, sınıflandırma kriterlerine ilişkin bilgilerin yer aldığı eşit boyutlardaki sert kâğıt ya da kartondan mamul kartlara verilen isimdir. Carl Linnaeus tarafından icat edilmiştir. Her yayının bir anlamda künyesi bu kartlarda yer almaktadır. Alfabetik ya da numaralandırma sistemi kullanılabilmektedir. Örneğin kütüphanecilikte genellikle Melvil Dewey tarafından icat edilen Dewey ondalık sınıflandırma kullanılmaktadır ve dizin kartları da buna göre hazırlanmaktadır.</p>
<p>Çok sayıda kartın bir arada yer alabilmesi için tasarlanmış küçük çekmeceli dolaplarda muhafaza edilebilirler ve aynı zamanda bu sayede kolaylıkla taranabilirler. 19. ve 20. yüzyılda, büyük koleksiyonların tasnifi, taranması, korunması için yoğun olarak kullanılmışlardır. Günümüzde bilgisayarlar, katalog ve dizin kartlarının içerdiği bilgilerin dijital ortamda depolandığı teknolojiler haline de gelmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/genel/dizin-karti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıl</title>
		<link>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yil.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yil.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 07:53:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=19145</guid>
		<description><![CDATA[Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;in çevresindeki her dolanımı 365 günden biraz daha uzun bir zaman alır ve bu zaman uzunluğuna yıl denir. Ama kesin uzunluk bu zamanın nasıl ölçüldüğüne bağlıdır ve bu nedenle birkaç farklı yıl türü vardır.  Yıldız yılı, Güneş&#8217;in gökyüzünün belirli bir bölgesinden görünürde ayrılıp  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-19146" title="yıl" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/04/yıl-200x139.jpg" alt="" width="200" height="139" />Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;in çevresindeki her dolanımı 365 günden biraz daha uzun bir zaman alır ve bu zaman uzunluğuna yıl denir. Ama kesin uzunluk bu zamanın nasıl ölçüldüğüne bağlıdır ve bu nedenle birkaç farklı yıl türü vardır. <em> Yıldız yılı, </em>Güneş&#8217;in gökyüzünün belirli bir bölgesinden görünürde ayrılıp tekrar aynı bölgeye geri gelmesine kadar geçen zamandır. Güneş&#8217;in tutulum dairesi denen bu daire üzerindeki hareketi elbette görünürdedir; Güneş&#8217;in hareket ettiği izlenimini yaratan aslında Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;in çevresinde dolanıyor olmasıdır. Yıldız yılı 365 gün, 6 saat, 9 dakika, <em>9Vı </em>saniyedir ve iki bahar ılımı arasındaki süre olarak ölçülen Güneş yılından daha uzundur. Mevsimlerdeki düzenli yinelenmeyle beliren Güneş yılı 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye uzunluğundadır. Güneş yılma dönence yılı da denir. <em> Takvim yılı </em>bir takvimle ölçülen yıldır. Her dört yıldan üçü tam 365 gün, dördüncüsü ise 366 gündür. 366 günlük yıla <em>artıkyıl </em>denir ve bu bir günlük fazlalık (29 Şubat), 365 günlük üç normal yıldan arta kalan saatlerin hesaba katılmasından kaynaklanır. Bugün bütün dünyada resmi amaçlarla kullanılmakta olan Gregoryen takvime göre, 4&#8242;e tam olarak bölünebilen yıllar artıkyıllardır. (Örneğin 1988 böyle bir yıldı.) Ama 400&#8242;e tam bölünmeyen yüzyıl dönümleri artıkyıl sayılmaz. Örneğin 1900, 4&#8242;e tam olarak bölünebilmesine karşılık 400&#8242;e tam olarak bölünemediği için artıkyıl değildir, ama 2.000 artıkyıl olacaktır. Yıl uzunluğunu ölçmeyi ilk öğrenenler Eski Mısırlılar&#8217;dı. Nil Irmağı&#8217;nın taşması ile gökyüzünün en parlak yıldızı olan Akyıldız&#8217;ın (Sirius) gündoğumundan hemen önce doğmasının aynı zamana rastlaması Mısırhlar&#8217;ın dikkatini çekmişti. Bunun üzerine, aynı olay bir kez daha yinelenmeden önce geçen günleri saydılar ve bu sürenin 365 gün olduğunu gördüler. Akyıldız, Büyükköpek (Canis Majör) takımyıldızının üyesi olduğu için bu yıldıza göre belirlenen yıl da, bazen köpek anlamındaki Latince <em>canis&#8217;ten </em>gelen bir sözcükle <em>canicular </em>yıl (Köpek Yılı) olarak ya da Mısırhlar&#8217;ın Akyıldız&#8217;a verdikleri ad olan <em> Sothis&#8217;ten </em>gelen bir sözcükle <em>Sothic </em>yıl olarak anılır. Uzunluk olarak yıldız yılına eşittir. Bir yılın doğru olarak ölçülebilmesi için astronomi bilmeye gerek vardır; ama, birçok toplumda yılın mevsimlerin yinelenmesine göre belirlenmesi yeterli sayılmıştır. Eski Mısır&#8217;da yıl, her biri yaklaşık dört ay olan üç mevsime bölünmüştü. Bugün takvim yılı (Gregoryen takvim yılı) 1 Ocak&#8217;ta başlamakta ve 31 Aralık&#8217;ta sona ermektedir. Ama dinsel amaçlarla, örneğin Müslümanlar, Museviler ve Hindular&#8217;ca hâlâ kullanılmakta olan başka takvimler de vardır. Bunların hepsinde yılbaşı ve başka özel günler Gregoryen takvime göre yıldan yıla değişir. Bu tür günler belli özel kurallara göre belirlenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeşilırmak</title>
		<link>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yesilirmak.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yesilirmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 07:51:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa ve Canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Akarsular]]></category>
		<category><![CDATA[Irmaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Nehirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=19142</guid>
		<description><![CDATA[Kızılırmak ve Sakarya Irmağı&#8217;ndan sonra Türkiye sınırları içinde Karadeniz&#8217;e dökülen üçüncü büyük akarsudur. Sivas ilinin kuzey kesiminde yer alan Köse Dağı&#8217;nın (2.812 metre) batı yamaçlarından Tozanlı Çayı adıyla doğan Yeşilırmak&#8217;ın uzunluğu 519 kilometredir. Önce kuzeybatıya, sonra da batıya  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-19143" title="Yeşilırmak" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/04/Yeşilırmak-200x129.jpg" alt="" width="200" height="129" />Kızılırmak ve Sakarya Irmağı&#8217;ndan sonra Türkiye sınırları içinde Karadeniz&#8217;e dökülen üçüncü büyük akarsudur. Sivas ilinin<em></em> kuzey kesiminde yer alan Köse Dağı&#8217;nın (2.812 metre) batı yamaçlarından Tozanlı Çayı adıyla doğan Yeşilırmak&#8217;ın uzunluğu 519 kilometredir. Önce kuzeybatıya, sonra da batıya yönelen Tozanlı Çayı, Almus kasabası yakınlarında enerji üretimi ve sulama amacıyla yapılmış olan barajın ardındaki Almus baraj gölüne dökülür. 31 km2&#8242;lik bir alanı kaplayan bu yapay gölden çıktıktan sonra dar bir boğazdan geçip Omala Ovası&#8217;na çıkar. Güneybatıya yönelen akarsu, Gömenek Kalesi (Komana Pontika) önünden geçer ve Tokat kentinde güneyden gelen Behzat Deresi kolunu alır<em></em>. Akarsu Tokat&#8217;ı geçince önemli bir bitkisel üretim alanı olan Kazova&#8217;ya girer. Çok miktarda şekerpancarı üretimi yapılan bu ova ince kabuklu üzümleriyle ünlüdür. Turhal kentine gelmeden güneybatıdan gelen Zile Çayı kolunu alan akarsu Tokat çevresinde Tokat Suyu olarak adlandırılır. Turhal&#8217;ı geçince uzunluğu 50 kilometreyi bulan Çengel Boğazı&#8217;na giren ırmağa kuzeye döndükten sonra Amasya&#8217;nın güneyinde, güneybatıdan gelen Çekerek Çayı katılır. Çamlıbel ve Deveci dağlarından inen suların Artova&#8217;da birleşmesiyle oluşan Çekerek Çayı, Yeşilırmak&#8217;ın üç büyük kolundan biridir. Uzunluğu 331 km olan çay, adını Yozgat&#8217;ın Çekerek kasabasından alır. Kar ve yağmur sularıyla beslenen ve her mevsim bol su taşıyan Çekerek Çayı bazı yıllar ilkbaharda taşarak sellere yol açar. Çekerek Çayı kavşağından sonra akarsu, Yeşilırmak adıyla anılmaya başlar. Amasya kentini geçer geçmez kuzeyden gelen en önemli kollarından Tersakan Çayı kolunu alır. Lâdik Gölü&#8217;nün fazla sularıyla beslenen Tersakan Çayı Merzifon Ovası&#8217;mn doğu kesimini sular. Akarsuya bu adın verilmesinin nedeni, bu kesimdeki akarsuların tümü Karadeniz&#8217;e doğru yönelirken, bunun önce batıya sonra da güneye yani Anadolu içlerine doğru akmasıdır. Tersakan Çayı kenarında kurulmuş olan Yedikır Barajı&#8217;nın ardında suların birikmesiyle oluşan baraj gölü, göçmen kuşların konaklayıp beslendiği yapay bir kuş cenneti haline gelmiştir. Yeşilırmak Taşova&#8217;yı geçtikten sonra en uzun kolu olan Kelkit Irmağı&#8217;na kavuşur. İki akarsuyun buluşma noktası çevresinde yer alan ve Taşova adıyla anılan verimli tarım topraklarının bir bölümü Amasya ili, öbür bölümü de Tokat ili sınırlan içindedir. Taşova, tütünleriyle ünlüdür. Gümüşhane Dağları&#8217;nın güney yamaçlarından inen suların birleşmesiyle oluşan Kelkit Irmağı&#8217;nın uzunluğu 373 kilometredir. Suşehri yakınlarından Niksar&#8217;ın güneyine kadar, sanki cetvelle çizilmişçesine düzgün bir yatak boyunca akmasının nedeni, ülkemizin en önemli kırık çizgilerinden birinin geçtiği bir çöküntü oluğunu izliyor olmasıdır. Kelkit Irmağı&#8217;nın aktığı bu düzgün vadiye Çoruh-Kelkit Vadi Oluğu denir. Bu vadide zaman zaman ülkede görülen en şiddetli depremler oluşur. Bunlardan birinde büyük ölçüde yıkıma uğradığı için Erbaa kentinin yeri değiştirilmiştir. Kelkit Irmağı vadi tabanının genişlediği kesimlerde yer alan Niksar ve Erbaa ovaları verimli birer tarım alanıdır. Kelkit kavşağından sonra önce kuzeybatıya yönelen ırmak üzerinde Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları kurulmuştur. Bu barajların oluşturduğu yapay göllerden sonra ırmak Çarşamba Ovası&#8217;na çıkar. Ova düzlüğünde eğimi çok azaldığından menderesler çizmeye başlayan Yeşilırmak, Çarşamba kentinden geçtikten sonra kuzeydeki Cıva Burnu&#8217; nun hemen doğusunda Karadeniz&#8217;e dökülür. Karadeniz Bölgesi&#8217;nin başlıca tarım alanlanrıdan biri olan Çarşamba Ovası, Yeşilırmak ve Terme Çayı&#8217;nın yığdığı alüvyonlarla oluşmuş bir delta ovasıdır. 700 knr&#8217;lik bir alanı kaplayan bu ovada Karadeniz kıyısında birçok bataklık ve denizkulağı da denen lagün vardır. İlkçağda İris adıyla anılan Yeşilırmak, rejimi oldukça düzensiz olan bir akarsudur. Karların erimesinin yanı sıra yoğun yağışlar da sularının kabarmasına ve taşmasına yol açar. Taşkın sonucu oluşan seller eskiden Tokat, Amasya ve Taşova&#8217;da binlerce dönüm ekili alanın sular altında kalmasına ve zaman zaman birçok insanın yaşamını yitirmesine yol açmıştır. Genellikle nisanda yükselen suları ekimde oldukça azalır. Yeşilırmak&#8217;ın aşağı çığınnda yapılmış olan gözlemler ortalama debisinin 177 mVsn olduğunu gösterir. Yeşilırmak suları zehirlenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bunun başlıca nedeni Tokat ve Turhal&#8217;ın kentsel atıkları ile Turhal Şeker Fabrikası&#8217;nın sanayi atıklarıdır. Bunların yanı sıra Suluova&#8217;daki Amasya Şeker Fabrikası&#8217;nın atıkları da Tersakan Çayı aracılığıyla Yeşilırmak&#8217;a karışır. Orta Karadeniz bölümündeki başlıca karayolları ile demiryolu Yeşilırmak vadisinin bazı kesimlerinden geçer. Ayrıca Erzincan&#8217;ı Tokat, Amasya ve Samsun&#8217;a bağlayan karayolu da Kelkit Irmağı vadisini izler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yesilirmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yer Ölçümü</title>
		<link>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yer-olcumu.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yer-olcumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 07:49:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=19139</guid>
		<description><![CDATA[Harita çizimi ve inşaat mühendisliği gibi amaçlarla yeryüzünün ölçülmesi yöntemine yerölçümü ya da arazi ölçümü denir. Bu maddede, yerden yapılan ölçümler anlatılmaktadır.  Yerölçümünde üç tür ölçme söz konusudur: Uzaklık, açı ve yükseklik. Yeryüzündeki iki nokta arasındaki uzaklığı ölçmenin en  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-19140" title="Yer Ölçümü" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/04/Yer-Ölçümü-200x163.jpg" alt="" width="200" height="163" />Harita çizimi ve inşaat mühendisliği gibi amaçlarla yeryüzünün ölçülmesi yöntemine yerölçümü ya da arazi ölçümü denir. Bu maddede, yerden yapılan ölçümler anlatılmaktadır.  Yerölçümünde üç tür ölçme söz konusudur: Uzaklık, açı ve yükseklik. Yeryüzündeki iki nokta arasındaki <em>uzaklığı </em>ölçmenin en basit yolu, zincirle ölçüm tekniğidir. Bu yöntem, kâğıt üzerindeki iki noktanın arasını bir cetvelle ölçmeye benzer. Zincir yönteminde cetvelin yerini, iki nokta arasındaki düz bir çizgi üzerine yerleştirilen bir zincir ya da şerit alır. Kısa uzaklıklar hâlâ böyle ölçülür. Daha büyük uzaklıklarda ise günümüzde elektronik aletler kullanılır. Bu aletler bir noktadan öbür noktadaki bir yansıtıcıya ya da vericiye bir ışın demeti ya da radyo sinyali gönderir. Sinyal geri döndüğünde, dalganın iki nokta arasında gidip gelme süresinden bu noktalar arasındaki uzaklık hesaplanır. <em> Açılar, </em>&#8220;teodolit&#8221; denen aletlerle ölçülür. En basit biçimiyle teodolit, ölçeğe benzer yatay bir dairesel kadranın üzerine yerleştirilmiş bir teleskoptur. Kadranın üzerinde derece, dakika ve saniyeler işaretlidir. Teleskopun ortasında, görüntüyü tam hedeflemek için bir çapraz kıl vardır. İki çizgi arasındaki yatay açıyı ölçmek için yerölçümcü teodoliti açının tepe noktasına, yani iki çizginin birleştiği noktaya yerleştirir. Teleskopu çizgi doğrultusuna getirir ve dairesel kadranda verilen değeri not eder. Sonra öbür çizgiyi görene kadar teleskopu çevirir ve gene kadranı okur. İki değer arasındaki fark, çizgiler arasındaki açıyı verir. Teodolit, teleskop yukarı aşağı oynatılabilecek biçimde yapılmıştır. Teleskop ile yatay düzlem arasındaki açı dikey bir ölçekle okunur. Bu, yüksek bir binanın ya da tepenin yatayla yaptığı açı gibi, dikey düzlemdeki açıları ölçmeye yarar. Böyle bir ölçümle, bina ya da tepenin yüksekliği kabaca hesaplanır. <em> Yükseklik </em>farklılıklarının ö lçülmesine nivelman denir. Bu iş için düzeç ya da nivo denen bir alet kullanılır. Nivo, üç ayaklı bir sehpa üzerine yatay biçimde yerleştirilmiş ayarlanabilir bir teleskoptur. Yerölçümcü bu teleskopla, yükseklik farkları istenen iki nokta üzerinde dik duran, metre ve santimetre cinsinden ölçeklenmiş bir çubuğa bakar. Eğer A noktasında okunan değer 2,31 ise, bu, teleskop A noktasının 2,31 metre yukarısında demektir. B&#8217;deki değer 1,21 metre ise o zaman teleskop B&#8217;nin yalnızca 1,21 metre yukarısındadır. Böylece B noktası, A noktasından 2,31-1,21 = 1,10 metre daha yukarıda demektir. Teodolitle birlikte kullanıldığında, nivolardan uzaklık ölçümünde de yararlanılabilir. Teodolitte, yatay çapraz kılın üstünde ve altında ölçme çubuğu denen iki yatay çizgi daha vardır. Gözlemci ölçme çubuğu değerlerinin farkından, teodolit ile çubuk arasındaki uzaklığı yaklaşık olarak hesaplayabilir. <em> Nirengi. </em>Eğer bir üçgenin taban uzunluğu ve tabanı ile öbür kenarları arasındaki açılar biliniyorsa, bu iki kenarın uzunluğu ve üçüncü açı geometri yardımıyla bulunabilir ya da trigonometri yoluyla hesaplanabilir. Nirengi ya da üçgenleme denen yerölçümü tekniğinin temelinde bu kural yatar. Nirengi, harita çizimi için gerekli olan üçgen uzunluklarının ve açıların kesin olarak belirlenmesini sağlar. Elektronik uzaklık ölçme aletleriyle uzaklıklar, en iyi teodolitlerle elde edilenden daha kesin bir biçimde saptanabilmektedir. Bu yüzden, açı ölçümüne gerek kalmadan üçgenler oluşturulabilir. Bu yönteme kenarsal üçgenleme denir. Üçgenlerin kenar uzunlukları bulunduktan sonra açılar kolayca hesaplanabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yer-olcumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yergi</title>
		<link>http://www.seyeho.com/genel/yergi.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/genel/yergi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 07:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=19136</guid>
		<description><![CDATA[Zaman zaman insanlarda ya da toplumlarda bazı çarpık, gülünç durumlarla karşılaşırız. İşte yazarların ve şairlerin bu durumları alaycı bir dille anlatan, yeren yapıtlarına yergi  ya da hiciv adı verilmektedir. Yergi amacıyla daha çok şiirden yararlanılmıştır. Bugünkü edebiyatımızda yergi adıyla  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-19137" title="Yergi" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/04/yergi-200x200.jpg" alt="" width="200" height="200" />Zaman zaman insanlarda ya da toplumlarda bazı çarpık, gülünç durumlarla karşılaşırız. İşte yazarların ve şairlerin bu durumları alaycı bir dille anlatan, yeren yapıtlarına <em>yergi </em> ya da <em>hiciv </em>adı verilmektedir. Yergi amacıyla daha çok şiirden yararlanılmıştır. Bugünkü edebiyatımızda yergi adıyla anılan bu tür, halk şiirimizde taşlama, divan şiirimizde ise hiciv, hicviye olarak adlandırılırdı. Yergi bir tepkidir, ama oldukça inceltilmiş, sanatlı bir biçimde, sözle yapılan eleştiridir. Yergide zaman zaman inceliğin yerini sövgünün, kaba dil kullanımının aldığı da görülür. Ama bu tür yergiler, genellikle sanat amacıyla yazılan yergilerin dışında tutulmaktadır. Yergiyi uzmanlar çeşitli açılardan sınıflandırmış, yazı türlerine göre <em>şiir türünde yergi, düzyazı türünde yergi, </em>içeriğine göre ise <em>kişisel yergi, ahlaksal yergi, siyasal yergi </em>gibi türlere ayırmışlardır. Yerginin amacı, türü ne olursa olsun, içeriğiyle ilgili olarak toplumun dikkatini çekmek, bu konuda ortak bir tavır alınmasını sağlamak, sakıncalı olabilecek yönleri nükte ile hoşa gidecek duruma getirerek belirli bir sanat yaratmaktır. Yergiler çoğunlukla gülmece dergilerinde yayımlanmaktadır. Şiir türü yergilerin yanı sıra düzyazı türündeki yergiler de toplumun bireylerince yakından, ilgiyle izlenmektedir. Yerginin, özellikle siyasal yerginin yerilenlerce pek olumlu karşılandığı söylenemez. Siyasal liderler eylemlerinin yergilere konu olmasına hemen her zaman tepki göstermiş, bu tür yayınları engellemeye çalışmışlardır. O kadar ki, uyarılar sonucunda bazı yazarlar bir daha yergi yazmayacağına, söylemeyeceğine söz vermiştir. Türk edebiyatında özellikle şiir biçimindeki yergiler yaygındır. Divan edebiyatı döneminde yergi çoğunlukla bayağılaştırılmış biçimiyle karşımıza çıkar: Yerilen kişi için ağza alınmayacak ölçüde küfürler, açık saçık sözler kullanıldığı görülür. Bu durum da düşmanlıklara yol açıp sürgün ve ölümlerle sonuçlarımıştır. Sözgelimi,yergi türünün en önde gelen adlarından Nef i, devrinin önde gelen kişilerini en ağır biçimde eleştirmiş, yermiş; bir daha yergi yazmayacağına dair IV. Murad&#8217;a söz verdiği halde sözünde durmamış; Vezir Bayram Paşa&#8217;yı yerdiği için, onun ısrarıyla öldürülmüştür. Şeyhi&#8217;nin <em> (Harname) </em>ve Fuzuli&#8217;nin <em>(Şikâyetname, </em>düzyazı ) ince takılmalar ve alaylarla süslenmiş, sanatlı yergileri vardır. Tanzimat&#8217;tan sonra çıkmaya başlayan dergiler arasında gülmece dergilerine rastlanır. İlk gülmece dergisi <em>Diyojen </em>(1869) ile yeni bir yergi türü doğmuş, ama yönetim bu yerginin önüne geçebilmek için sansür adını verdiğimiz yasaklayıcı, engelleyici ve kısıtlayıcı kurumu sonuna kadar işletmiştir. Tanzimat döneminde Ziya Paşa, özellikle Sadrazam Âli Paşa&#8217;yı yermek için yazdığı <em>Zafername </em>ile yeni yergi türünün ilk örneklerini verir. Hemen bütün şiirleri yergi türünde olan Eşref (1847-1912) ülke ve toplum çıkarlarına zarar veren hemen herkesi yermekten kaçınmamıştır. Onun yergilerinde yer yer edepsiz sözlere, küfürlere de rastlanır. Bazı yergileri fıkra değeri kazanan Neyzen Tevfik (1879-1953) yergiyi aşırı boyutlara götürenlerdendir. Cumhuriyet döneminde pek çok öykü, roman yazarı ile şair yergi türünde örnekler vermişlerdir: Nâzım Hikmet, Refik Halit Karay, Orhan Seyfi Orhon, Aziz Nesin, Ümit Yaşar Oğuzcan, Necati Cumalı, Salah Birsel&#8217;in bazı yazıları, kitapları bu türdedir. Halk edebiyatında da taşlama adıyla zengin bir yergi dağarcığı oluşmuştur. Özellikle Alevi-Bektaşi ozanların şathiyelerinde hocaların din anlayışları alaya alınır. Halk edebiyatında da Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Dertli, Seyrani, Ruhsati ve son dönemlerde Âşık Ali İzzet, Âşık İhsani taşlama türünün başarılı örneklerini vermişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/genel/yergi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yer Fıstığı</title>
		<link>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yer-fistigi.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yer-fistigi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 07:45:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa ve Canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=19133</guid>
		<description><![CDATA[Baklagiller familyasından, yağlı tohumları için yetiştirilen bir tarım bitkisidir. Ortalama 45-60 cm arasında boylarıan bitki (Arachis hypogaea)  bazen dik, bazen de yatık olarak büyüyen gövdesinin üzerinde dört yaprakçıklı bileşik yapraklar taşır. Yaprakların koltuğunda kelebek biçimli küçük, sarı  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-19134" title="Yer Fıstığı" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/04/Yer-Fıstığı-200x150.jpg" alt="" width="200" height="150" />Baklagiller familyasından, yağlı tohumları için yetiştirilen bir tarım bitkisidir. Ortalama 45-60 cm arasında boylarıan bitki <em>(Arachis hypogaea) </em> bazen dik, bazen de yatık olarak büyüyen gövdesinin üzerinde dört yaprakçıklı bileşik yapraklar taşır. Yaprakların koltuğunda kelebek biçimli küçük, sarı çiçekler açar. Çiçekler döllendikten sonra çiçek sapları yere doğru eğilir ve ucundaki yeni oluşmakta olan meyveleri toprağa daldırır. Gelişimini toprağın içinde tamamlayan, bu sert kabuklu meyvelerin her birinde iki ya da üç tohum bulunur. Tohumlar kırmızı, zarsı bir kılıfla örtülüdür. Yerfıstığı en iyi, don görülmeyen ılıman bölgelerdeki hafif, kumlu topraklarda yetişir. Anayurdunun Güney Amerika olmasına karşılık dünyanın birçok yerine dağılmış olan yerfıstığı, bugün 40&#8242;ı aşkın ülkede büyük çapta üretilmektedir. Bunlardan Hindistan, Çin ve ABD ilk sıraları alır. Türkiye&#8217;de ise en çok Akdeniz Bölgesi&#8217;nde gerçekleştirilen yerfıstığı üretimi yılda toplam 80 bin tona ulaşır. Yerfıstığının lezzetli ve besleyici tohumları yüksek oranda yağ ve protein içerir. Tohumlardan yemeklik yağ çıkarılır ya da kavrulup kuruyemiş olarak yenir; bazı ülkelerde yerfıstığından hazırlanan &#8220;fıstıkezmesi&#8221; çok sevilen bir yiyecektir. Tohumlar hasat edildikten sonra bitkinin geriye kalan yeşil bölümleri hayvan yemi olarak değerlendirilir. Baklagillerin öteki üyeleri gibi yerfıstığı da toprağı azotça zenginleştiren değerli bir yeşil gübredir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yer-fistigi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yerebatan Sarayı</title>
		<link>http://www.seyeho.com/tarih/yerebatan-sarayi.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/tarih/yerebatan-sarayi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 07:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=19130</guid>
		<description><![CDATA[Asıl adı Bazilika Sarnıcı olan Yerebatan Sarayı İstanbul&#8217;da Sultanahmet semtinde, Ayasofya&#8217;nın karşısından başlayıp Cağaloğlu&#8217;na uzanan Yerebatan Caddesi&#8217;nin altındadır. Bizans su yapılarının en görkemli örneklerinden biri olan Yerebatan Sarayı kapalı bir sarnıçtır. Yapı 6. yüzyılın ilk yansında  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-19131" title="Yerebatan Sarayı" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/04/Yerebatan-Sarayı-175x200.jpg" alt="" width="175" height="200" />Asıl adı Bazilika Sarnıcı olan Yerebatan Sarayı İstanbul&#8217;da Sultanahmet semtinde, Ayasofya&#8217;nın karşısından başlayıp Cağaloğlu&#8217;na uzanan Yerebatan Caddesi&#8217;nin altındadır. Bizans su yapılarının en görkemli örneklerinden biri olan Yerebatan Sarayı kapalı bir sarnıçtır. Yapı 6. yüzyılın ilk yansında Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından yaptırılmıştır. 138&#215;69 metre boyutlarındaki yapı güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanır. Sarnıcın tavanı bir yönde 12, öbür yönde 28 sıra oluşturan, Korent düzeninde başlıkları olan 336 taş sütun üzerine oturur. 8 metre yüksekliğindeki bu sütunlar birbirlerine tuğladan kemerlerle bağlanmış, kemerlerin arası ise tuğladan tonozlarla örülmüştür. Sarnıcın kuzeybatı köşesinin yakınlarındaki 37 sütunu içine alan bir bölümün çevresi duvarla kapatılmıştır. Büyük bir olasılıkla burası bir deprem sonucu üstündeki yapılarla çöktüğünden kapatılmıştır. 9.522 m2&#8242;lik bir alanı kaplayan sarnıçtan Osmanlı İmparatorluğu döneminde Topkapı Sarayı&#8217;nın bahçesinin sulanmasında yararlanılırdı. Cumhuriyet döneminde belediyece müzeye dönüştürülen Yerebatan Sarayı&#8217;nın içi yakın zamana kadar suyla doluydu. 1985&#8242;te başlayan restorasyon çalışmaları 1987&#8242;de bitirilerek sarnıç ziyarete açılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/tarih/yerebatan-sarayi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yer Çekimi</title>
		<link>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yer-cekimi.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yer-cekimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 07:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=19127</guid>
		<description><![CDATA[Havaya fırlatılan bir taşın önünde sonunda yere düştüğünü herkes bilir. Taşın düşmesine neden olan, Dünya&#8217;nın çekme kuvvetidir ve bu kuvvete yerçekimi kuvveti denir. 17. yüzyılda Sir Isaac Newton, herhangi iki cismin birbiri üzerinde çekim kuvveti uyguladığını bulmuş ve cisimlerin kütlesinden  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-19128" title="Yer Çekimi" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/04/Yer-Çekimi.jpg" alt="" width="127" height="147" />Havaya fırlatılan bir taşın önünde sonunda yere düştüğünü herkes bilir. Taşın düşmesine neden olan, Dünya&#8217;nın çekme kuvvetidir ve bu kuvvete <em>yerçekimi kuvveti </em>denir. 17. yüzyılda Sir Isaac Newton, herhangi iki cismin birbiri üzerinde çekim kuvveti uyguladığını bulmuş ve cisimlerin kütlesinden kaynaklanan bu kuvveti <em>kütleçekim kuvveti</em> olarak adlandırmıştır. Yerçekimi de bir tür kütleçekim kuvvetidir. İÖ 4. yüzyılda yaşamış olan Eski Yunanlı filozof Aristo, ağır cisimlerin hafif olanlardan daha hızlı düştüğünü ileri sürmüştü. Bu düşünce, İtalyan bilim adamı Galileo Galilei&#8217;nin (1564-1642), bütün cisimlerin (hava direncinin etkisi bir yana bırakılırsa) aynı hızla düştüğünü ve düşen bir cismin ulaştığı hızın yalnızca düştüğü yüksekliğe bağlı olduğunu kanıtlamasına kadar geçerliliğini korudu. Galileo, düşen cisimlere ilişkin iki yararlı kural buldu. Bunlardan birincisi, düşen bir cismin hızının her saniye, saniyede 10 metre kadar hızlandığıdır. Eğer saniye sayısına t dersek, cisim serbest bırakıldıktan t saniye sonra, saniyede 10xt metrelik bir hıza ulaşacaktır. Galileo&#8217;nun bulduğu ikinci kural da şudur: Cismin t kadarlık bir süre içindeki ortalama hızı saniyede 5xt metre olacağından, cisim bu süre sonunda 5xtxt metrelik bir yükseklikten düşmüş olacaktır. 5xtxt, kısaca 5t2 olarak yazılabilir. Demek ki, düşen bir cismin hızı serbest bırakıldıktan 3 saniye sonra saniyede 3&#215;10=30 metreye ulaşacak ve bu süre içinde cisim 5x3x3=45 metre düşmüş olacaktır. Ama uygulamada, düşen cisim havanın direnciyle yavaşlayacağından, tam olarak bu düşme hızına ve yüksekliğine ulaşılamaz. Vakumda (hiç hava bulunmayan bir ortamda) ise bu kurallar tümüyle geçerlidir ve cismin kütlesi düşme hızını etkilemez. Alman astronom Johannes Kepler (1571-1630), Danimarkalı arkadaşı Tycho Brahe&#8217;nin (1546-1601) gözlemlerinden yararlanarak gezegenlerin Güneş&#8217;in çevresinde dolanırken izledikleri kesin yörüngeleri saptadı; daha sonra İngiliz Sir Isaac Newton gezegenlerin bu tür yörüngeler izlemelerinin nedenini açıklayan evrensel kütleçekim yasasını ortaya koydu<em></em>. Newton yasasına göre, evrendeki her madde parçacığı bütün öbür parçacıkları çeker. Çekim kuvveti iki özelliğe bağlıdır: Parçacık kütlelerinin (içerdikleri madde miktarlarının) çarpımına ve aralarındaki uzaklığa. Bu kuvvet, kütlelerin çarpımıyla doğru, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılıdır. Buna göre, parçacıklardan birinin kütlesi iki katına çıkarılırsa, çekim kuvveti de ikiye katlarıır; ama, parçacıklar arasındaki uzaklık iki katına çıkarılırsa çekim kuvveti dörtte birine iner. Newton bu önemli yasayı Ay&#8217;ın Dünya çevresindeki yörüngesini hesap etmek için kullanarak sınadı ve yasa doğru sonuç verdi. Fizikçiler kütleçekim etkileşiminden, graviton adı verilen bir parçacığın sorumlu olduğunu ileri sürmektedirler. Yüksekten bırakılan bir gülle, Dünya ile gülle arasındaki çekim kuvveti nedeniyle yeryüzüne düşer. Güllenin kütlesi iki katına çıkarılırsa kuvvet de iki katına çıkar; ama, hızlandırılacak madde miktarı da iki katına çıktığından gülle (Galileo&#8217;nun söylediği gibi) gene aynı hızla düşer. 1820&#8242;lerde, o zamanlar Güneş&#8217;e en uzak gezegen olarak bilinen Uranüs&#8217;ün beklenen yörüngede hareket etmediği keşfedildi. Ya Newton&#8217;ın yasası yanlıştı ya da Uranüs&#8217;ün ötesinde onu çeken bir başka gezegen vardı. Bir İngiliz ve bir Fransız astronom, birbirlerinden habersiz olarak, bu bilinmeyen gezegenin izlemesi gereken yörüngeyi hesap ettiler ve öteki astronomlara bu gezegeni bulmak için gökyüzünde nereye bakmaları gerektiğini söylediler. Böylece 1846&#8242;da Neptün bulundu ve Newton yasası doğrulandı. 1930&#8242;da, daha da uzaktaki gezegen Plüton da hemen hemen aynı biçimde keşfedildi. Kütleçekim kuvveti, her cismin ağırlığı ağırlık merkezi denen bir noktada yoğunlaşmış gibi etkide bulunur. Küre ya da küp gibi düzgün cisimlerde bu nokta cismin tam ortasında yer alır. Başka cisimlerde ise bu noktanın yeri cismin serbestçe bir ipe asılmasıyla bulunabilir; bu durumda cisim, ağırlık merkezi ipin doğrudan altına gelecek biçimde bir konum kazanır. Bir cismin ağırlık merkezinin yeri bazen önem kazanır. Örneğin yüksek taşıtlar, ağırlık merkezleri aşağıda kalacak biçimde tasarımlanır; böylece aracın &#8220;havaleli&#8221; olması (ağırlığın tepede kalması) önlenir. Böylece taşıt, ancak ağırlık merkezi tekerleklerinin dışına çıkacak kadar yana yatarsa devrilir. Cismin üzerinde etkiyen kütleçekim kuvvetine o cismin <em>ağırlığı </em>denir; kütlesi 1 kilogram (kg) olan bir cismin ağırlığı yaklaşık olarak 10 Newtondur<em></em>. Konuşma dilinde &#8220;ağırlık&#8221; kütleyi anlatır. Bir çuval patatesi tarttığımızda çuvaldaki patateslerin ağırlığını (miktarını) buluruz; ama sonucu kütle birimleriyle, örneğin &#8220;5 kg&#8221; biçiminde ifade ederiz. Ay&#8217;da patates çuvalı gene aynı miktarda madde içerir ve kütlesi de gene 5 kg olurdu. Ama, Ay Dünya&#8217;dan daha küçüktür; dolayısıyla da kütleçekimi daha azdır (Dünya&#8217; nınkinin altıda biri kadar). Bu yüzden patates çuvalının Dünya&#8217;daki ağırlığının 50 Newton olmasına karşılık Ay&#8217;daki ağırlığı yaklaşık 8,3 Newton olurdu. Astronotlar ağırlıkları daha az olacağı için Ay&#8217;da çok daha yükseğe sıçrayabilirler. Dünya ekvator kesiminde daha şişkindir. Bu, Dünya&#8217;nın kendi ekseni çevresindeki dönme hareketinin de katkısıyla, kütleçekim kuvvetini azaltır; bu nedenle de bir cismin ekvatordaki ağırlığı kutuplardaki ağırlığının biraz daha altında olur. İki kefeli terazide kütleçekim kuvvetinden yararlanılarak iki cismin kütleleri kıyaslanır; bu nedenle bu tür teraziler her zaman doğru sonuç verir. Ama bir yaylı terazi kütle üzerinde etkiyen kütleçekim kuvvetinin yayı ne kadar gerebildiğini ölçer. Bu nedenle kütleçekim kuvveti değiştikçe yaylı terazinin ölçümü de değişir. Newton kütleçekimiyle ilgili çalışmaları sırasında, yüksek bir kayalığın tepesinden yatay olarak fırlatılan cisimlerin izlediği yolu da inceledi. Bu cisimler yerçekiminin etkisiyle, havada bir eğri çizerek yere düşüyordu. New-ton yeterince yüksek bir hızla fırlatılan bir cismin yol eğrisinin yeryüzü eğrisiyle aynı olacağını ve bu cismin tıpkı Ay gibi Dünya&#8217;nın çevresinde dolanacağını ileri, sürdü. Newton&#8217;ın bu düşüncesi doğruydu; ama, bu iş için cismin çok hızlı, saatte yaklaşık 28.000 kilometrelik bir hızla atmosferin dışına fırlatılması gerekiyordu; aksi takdirde cisim karşılaşacağı hava direnci nedeniyle hızla yavaşlayacak ve yere düşecekti. Oysa Dünya&#8217;dan yeterince yükseğe çıkarılabilmiş bir cisim hava direnciyle karşılaşmaz ve dolayısıyla da hız kaybetmeksizin Dünya&#8217;nın çevresinde birçok kez dolanabilir. Bugün yapma uydu denen ve roketle atmosfer dışına gönderilen birçok cisim vardır. Bir yapma uydunun Dünya&#8217;dan yüksekliği, onu yere doğru çeken yerçekimi kuvvetinin büyüklüğünü belirleruydunun hızı, Dünya&#8217; nın çevresinde belirli bir yörünge üzerinde kalmasını sağlayacak biçimde bu büyüklüğe göre saptanır. Verili bir yükseklik için, uydunun kabaca dairesel bir yörünge çizmesini sağlayacak belirli bir hız düzeyi vardır; bu hızın altında uydu bir sarmal çizerek Dünya&#8217; ya düşer. Gene aynı yükseklikte, bu hızın üstündeki bir yörünge hızı uydunun bir elips çizerek Dünya&#8217;dan uzaklaşmasına neden olur. Eğer bir cismin hızı dairesel bir yörünge izlemesi için gerekli olan hızın kabaca 1V2 katı kadarsa, bu cisim hızla Dünya&#8217;nın kütleçekim alanının dışına çıkıp uzayın derinliklerine doğru yol alır. <em>Kurtulma hızı </em>denen bu hız, Dünya için saatte yaklaşık 40.000 km, Ay için ise saatte 8.500 kilometredir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/bilim-ve-teknik/yer-cekimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yenisey Irmağı</title>
		<link>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yenisey-irmagi.html</link>
		<comments>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yenisey-irmagi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 07:39:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa ve Canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Akarsular]]></category>
		<category><![CDATA[Irmaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Nehirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyeho.com/?p=19124</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en uzun akarsularından biridir. Moğolistan sınırında doğan Yenisey, 4.100 kilometrelik çığırı boyunca Sibirya&#8217;yı kuzeye doğru boydan boya geçerek Kuzey Buz Denizi&#8217;nin uzantısı olan Kara Denizi&#8217;ne dökülür. Yenisey, çığırının başlangıcında geniş bir vadide akar. Daha sonra Moğolistan ile  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-19125" title="Yenisey Irmağı" src="http://www.seyeho.com/wp-content/uploads/2012/04/Yenisey-Irmağı-200x149.jpg" alt="" width="200" height="149" />Dünyanın en uzun akarsularından biridir. Moğolistan sınırında doğan Yenisey, 4.100 kilometrelik çığırı boyunca Sibirya&#8217;yı kuzeye doğru boydan boya geçerek Kuzey Buz Denizi&#8217;nin uzantısı olan Kara Denizi&#8217;ne dökülür. Yenisey, çığırının başlangıcında geniş bir vadide akar. Daha sonra Moğolistan ile Sibirya arasında bulunan Sayan Dağları&#8217;ndaki derin boğazlardan geçerek Sibirya düzlüklerine ulaşır. Irmağın bu kesimini bir ticaret yolu haline getirmek için çalışmalar yapılmaktadır. Ne var ki, bazı engeller yüzünden bu amaca henüz ulaşılamamıştır. Sibirya&#8217;da kışlar uzun ve çok soğuktur; Yenisey Irmağı&#8217;nın da ağzına yakın bölümü dokuz ay boyunca donar. Güneyde bu süre yedi aya iner. Buzlar önce bu kesimde çözülerek büyük su baskınlarına yol açar. Irmağın ağzında ve Kara Denizi&#8217;nde buzlar yaz gelmeden geçit vermez. Yenisey taşıdığı su miktarı bakımından bölgedeki ırmaklar arasında birinci gelir. Irmağın sularının yarıya yakınını eriyen kar suları, üçte birinden fazlasını yağmur sulan, geriye kalanını da yeraltı sulan oluşturur. Krasnoyarsk&#8217;ta Yenisey üzerine kurulmuş çok büyük bir hidroelektrik santral bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyeho.com/doga-ve-canlilar/yenisey-irmagi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

